aerojeller

AEROJELLER

Jeller iyi bilinen ama tam olarak anlaşılamayan maddelerdir.Örneğin, tatlı niyetine yediğiniz jöle gayet katı gözükse bile aslında neredeyse tamamen sudan oluşmaktadır. Geri kalanı ise suyu hapseden bir moleküler kafes yapısı oluşturarak sağlam bir duruş sağlayan jelatindir.

Aerojeller ise buna benziyor ama hacimlerinin büyük bir bölümü sıvı değil de bir gaz, yaygın olarak da hava oluşturuyor. Aerojellerin büyük bir kısmı en az % 95 gaz içeriyor ama hacminin % 99,98’i hava olanları da üretildi.İçindeki çok az miktardaki katı bile , bu malzemeye katı özellikleri kazandırabiliyor. Genelde aerojellerin genleşmiş polistirene   benzediği söylenmekte fakat onlardan çok daha hafiflerdir. Görünümleri ise çok farklı olabilmektedir. Bir çoğu yarı şeffaf olan aerojellere , katı halde bulunan duman diyenler de vardır. Aerojeller genelde silika ( silikon dioksit ) kullanılarak yapaılır ama diğer metal oksitler , karbon, polimer ve hatta grafen bile aerojel üretiminde kullanılabiliyor ve böylece ortaya , yedi kat hafif bir aerojel çıkabiliyor.

Uygun bir malzeme seçerek aerojelin özelliklerini farklı kullanım alanlarına uydurmak mümkün.Örneğin metal kalkogenitlerden (bakır içerikli camlardan) yapılmış aerojeller yarıiletken özellik sergiliyor ve güneş ışığı ile hidrojenden su elde etme ya da güneş pilleri gibi enerji uygulamalarında kullanılma potansiyeline sahiptir.

Aerojeller, bir başka silika (kum) esaslı madde olan camla kıyaslandığında 1000 kat daha az yoğunluğa ve delikli bir yapıya sahiptir. Büyüklüğü milimetrenin milyarda biri kadar olan delikler. Bir ağ gibi malzemenin içini kuşatır. Deliklerin etrafı başka bir malzeme ile kaplıdır.Aynı zamanda bu madde o kadar hafiftir ki aerojelden yapılmış 150  adet tuğlanın ağırlığı 4 kiloyu bile geçmemektedir.

Yarı saydam yapıya sahiptirler ve Rayleigh saçılımı nedeniyle çeşitli renklerde (silika jel tabanlılar için mavi renkte) gözükürler. Büyük ağırlık taşıyabilen katı nenselerdir fakat kırılgandırlar. Kütlesinin binlerce katını taşıyabilecek kapasiteye sahiptirler fakat ufak darbelerle de kırılabilirler. Su sevme bakımından hidrofil hatta higroskopturlar. Dokunma durumunda kuru bir his bırakırlar. Çeşitli işlemlerde, kırılganlıkları giderilebilmekte suyu sevmeyen bir hale gelebilmektedirler.

Elektrikli bisikletler hakkındaki yazımızı okumak ister misiniz ?

Düşünceleriniz bizim için değerli